

Diageo Türkiye, tohumdan kadehe sürdürülebilirlik vizyonu doğrultusunda anason tarımında verimliliği artırmak amacıyla yürüttüğü sürdürülebilirlik çalışmalarını, Burdur Çavdır’da düzenlenen kapsamlı bir toplantıyla bölge çiftçileriyle paylaştı. Yaklaşık 100’ün üzerinde üreticinin katıldığı etkinlikte, iklim kriziyle mücadele ve yerli anasonun küresel rekabetçiliği tartışıldı.
Türkiye’de yedi üretim tesisi ile faaliyet gösteren ve üretiminde yerli hammadde kullanımını önceliklendiren Diageo Türkiye, her yıl çeşitli miktarda anason, yaş ve kuru üzüm ve buğday alımı gerçekleştirerek yerel tarım ekonomisine değer katmaya devam ediyor. Anason üretiminde sürdürülebilirliği güvence altına almak adına 12 yıldır Ege Üniversitesi ile kesintisiz iş birliği yapan ve üç tohumu tescillendiren Diageo Türkiye bu alanda yapılanları aktarmak adına geçen hafta Burdur’un Çavdır ilçesinde üreticiler ile bir araya geldi.
Diageo Türkiye Tedarik Direktörü Kürşat Apan, toplantıda her yıl 100.000 tonun üzerinde yaş üzüm, 15.000 tonun üzerinde kuru üzüm ve yıllara göre 3.000-4.000 ton arasında değişen miktarda anason aldıklarını belirterek şunları söyledi:

"Doğru tarım uygulamalarıyla anason üretimini daha karlı ve verimli hale getirmeyi, ürünlerimizin yurt dışında rekabet gücünü artırmayı hedefliyoruz. İklim krizine karşı geliştirdiğimiz çözümler ve akademik çalışmalarımızın meyvesi olan üç adet tescilli anason tohumunu üreticilerimizle paylaşmaktan mutluluk duyuyoruz.”
Ege Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özgür Tatar ise anasonun mısır, ayçiçeği veya pamuk gibi endüstriyel bitkilere kıyasla "minör" bir ürün olarak kaldığına dikkat çekerek ekibiyle birlikte 12 yıldır sürdürdükleri ANASOL (Anason Üretimi ve Sürdürülebilirliği) projesi kapsamındaki yapılan Ar-Ge çalışmalarını ve bulgularını aktardı:
"İklim değişikliği ve kuraklık artık tarımın en somut gerçeği. Akademisyenler olarak sahadan, yani işin mutfağından gelen çiftçilerimizle bir araya gelmeyi çok önemsiyoruz. Gelişen iklim koşullarına uyum sağlayacak doğru hasat, kurutma zamanlamaları ve eter yağını artıracak formüller üzerinde çalışarak anason tarımını sürdürülebilir kılıyoruz."
Islah programının detaylarını da paylaşan Prof. Dr. Tatar, 2014 yılında 5.000 tek bitkiyle başlayan sürecin uzun yıllar süren seçim ve test aşamalarının ardından Türkiye'nin ilk tescilli anason çeşitlerinin geliştirilmesiyle sonuçlandığını aktardı. Bu tohumların çoğaltılarak üreticilerle paylaşıldığını vurgulayan Tatar, Diageo Türkiye iş birliğiyle Acıpayam'da kurulan ortak araştırma istasyonunda sıra ekimi, sulama optimizasyonu, fide yetiştiriciliği ve gübre kullanımı gibi konularda çalışmaların sürdürüldüğünü belirtti.
Toplantıya katılan üreticiler arasında otuz yılı aşkın süredir anason yetiştiriciliği yapan deneyimli çiftçiler de yer aldı. Bu üreticiler, akademik bulgulara büyük ilgi göstererek sıra ekimi teknikleri, sulama yöntemleri ve tohum kalitesi konularında sahadan edindikleri deneyimlerini araştırmacılarla paylaştı. Çiftçilerin geri bildirimleri, özellikle çiçeklenme dönemindeki iklim koşullarının verim üzerindeki etkisi ve yabancı ot kontrolündeki güçlükler üzerinde yoğunlaştı.
Toplantı, geliştirilen akademik bulguların ve tescilli tohumların bölgedeki anason tarımına entegrasyonu konusunda çiftçilerle karşılıklı görüş alışverişinin yapılmasıyla sona erdi.